Murat's profileFearless MuratPhotosBlogListsMore ![]() | Help |
Fearless MuratYalnızım elma şekerim sensin benim tek nefesim neden oldu neden bitti oysa söz vermiştik...
|
Çiçek ve SuÇİÇEK VE SU
Günün birinde bir çiçekle su karşilasir ve arkadaş olurlar.İlk önceleri arkadaşlik olarak devam eder ilişkileri.
Tabi ki her zaman lazimdir arkadaslik birbirini tanimak için.Gel zaman git zaman, çiçek o kadar mutlu olur ki suyun yaninda, içi içine siğmaz olur artik ve anlar ki suya aşik olmustur.İlk kez aşik olan çiçek etrafa kokular saçmaya başlar
'Sirf senin hatirin için ey su,' diye. Öyle bir zaman gelir ki artik su da içinde çiçeğe karşi bir seyler hissetmeye baslar.
Farkeder ki 'Çiçeğe aşik oldum.' Ama su da ilk defa aşik oluyordur.Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek 'Acaba su beni sevmiyor mu?' diye düsünmeye baslar. Çünkü su pek ilgilenmemektedir çiçekle. Halbuki çiçek alişkin değildir böyle bir sevgiye.
Ve dayanamaz bir gün, çiçek suya 'Seni seviyorum.' der. Su 'Ben de seni seviyorum.' diye cevaplar. Aradan zaman geçer ve çiçek yine suya 'Seni seviyorum.' der. Su 'Ben de.' der. Çiçek sabirlidir. Bekler, bekler, bekler... Artik öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz olur artik etrafa. Ve son kez suya 'Seni seviyorum.' der. Su da 'Sana söyledim ya, ben de seni seviyorum.'der. Ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmiştir çiçek artik. Rengi solmus, çehresi sararmiştir çiçegin. Yataklardadir artik çiçek, su da başinda bekler öylece çiçeğin, yardımcı olmak için. Ama bellidir ki artik çiçek ölecektir ve son kez zorlukla basini döndürerek çiçek, suya der ki: 'Seni ben gerçekten seviyorum.' Çok hüzünlenir su bu durum karşisinda ve son çare olarak bir doktor çağirir. Doktor gelir ve muayene eder çiçegi. Muayeneden sonra söyle der doktor: 'Hastanin durumu ümitsiz, artik elimizden bir sey gelmez.' Su merak eder sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalik nedir diye, ve sorar doktora 'Hastaligi nedir? ' diye, Doktor söyle bir bakar suya ve der ki; 'Çiçegin bir hastaligi yok dostum, bu çiçek sadece susuz kalmis, ölümü onun için.' der. Ve anlar ki su artik, sevgiliye sadece 'SENİ SEVİYORUM.' yetmemektedir... Kelebek ile PapatyaKELEBEK ile PAPATYA
Günlerden bir gün,evrenin bir noktasında,küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış.Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.
Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra,yeterince büyüdüğünde,kendine güvenli bir yer bulup,bir koza örmeye başlamış.
Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış.Minik kelebek,
uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış.Dağlar tepeler aşmış,ormanın her yerini dolaşmış.Derken bir vadiye gelmiş.
Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye.Etrafına şaşkın şaşkın bakarken,vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış.Ne düşüneceğini,ne yapacağını bilememiş.içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.
Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli,hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçipdoğruca onun yanında almış soluğu.
"Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.".Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve
"Merhaba" demiş, "bende yalnızlıktan sıkılmıştım zaten.".Ve konuşmaya başlamışlar.Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini,
geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış. Papatyada ona kendinden bahsetmiş.Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar.Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler.Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok sevmiş.O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış.
Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş.Ama cesaret edipte bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan,incitmekten,bu yüzden kaybetmekten korkmuş.Papatyada kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini.Duygularının karşılığının olmayacağından,
bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş.Böylece iki sevgili yan yana,ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler.
Böylece saatler saatleri kovalamış.Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve "Üzgünüm, ama senden ayrılmam gerekecek" demiş. Papatya buna bir anlam vermemiş."Neden" demiş."Yoksa benim yanımda mutsuz musun?", "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiçölmediği bir yere gitmeliyim." Papatya bu duruma çok üzülmüş.Ama yapacak bir şey yokmuş zaten.Kelebek
artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "SENİ SEVİYORUM" diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..." diyebilmiş kelebeğin arkasından.Ardından da gözyaşlarına boğulmuş.İçinden "Keşke onunda beni sevdiğini bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına
dayanamamış.Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış. Her düşen yaprakta papatya, içinden "SEVİYORMUŞ" diye geçirmiş. İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş;
SEVİYOR mu? SEVMİYOR mu? diye... |
|||||
|
|